Saraybosna Gezisi

Merhabalar, bugün Bosna-Hersek’in başkenti Saraybosna’ya yaptığımız geziden bahsedeceğim. Öncelikle Bosna-Hersek, birçok dinden ve milletten insanın bir arada yaşadığı kozmopolit bir ülkedir ve bu durum ülkeye kültürel bir zenginlik olarak fazlasıyla yansımıştır.

Öncelikle Saraybosna’ya inip havalimanından ayrılır ayrılmaz şehrin merkezine gitmek için yola koyuluyoruz. Burada iki farklı seçenek var: Taksi tutabilirsiniz ya da Başçarşı’ya giden otobüslere binebilirsiniz. Yalnız bu otobüslerin de belirli saat aralıklarında çalıştığını söylemek isterim. Gitmeden önce lütfen bu saatleri kontrol ediniz.

Gezimize Başçarşı’nın içindeki Morića Han’da başlıyoruz ve burada fevkalade Bosna kahvesinin tadına bakıp yolumuza devam ediyoruz.

Sonrasında Başçarşın’ın ikonik Sebil çeşmesi’ni ziyaret ediyoruz.

Buradan çıkışta Ferhadiye Caddesi üzerinden Kutsal Kalp Katedrali’ne geçiyoruz. Bu görkemli Katolik katedrali Ferhadiye Caddesi üzerinde bulunuyor; ancak bu caddeden de bahsetmek istiyorum. Caddenin bir ucu Osmanlı, diğer ucu Avusturya desek hiç de yanlış olmaz. Zaten caddenin tam ortasında yer alan çarkı çevirerek batıya mı yoksa doğuya mı gitmeniz gerektiğine karar verebilirsiniz; bu noktanın adı da Kültürlerin Buluşma Noktasıdır. Konumuza dönecek olursak, Kutsal Kalp Katedrali şehrin görkemli noktalarından biridir. 1887 yılında tamamlanan bu katedralin hemen önünde Papa II. John Paul heykeli bulunmaktadır.

Aynı caddenin sonunda Sönmeyen Ateş Anıtı’nı ziyaret ediyoruz. Saraybosna genel anlamda çok küçük bir şehir; ancak şehirdeki tüm ikonik yapılar gibi bu anıt da çok derin anlamlar içeriyor. Sönmeyen Ateş, devletin II. Dünya Savaşı’nda mücadele etmiş savaş kahramanlarına ithaf edilmiş bir anıttır. Bu alev sürekli olarak yanmaktadır.

Saraybosnada biz 2 gün geçirdik. 2.günü ekseriyetle serbest zaman için harcadık. Bunun dışında köprünün öteki tarafında da ziyaretlerimiz oldu. Şehrin sembollerinden inat evini ziyaret ettik.
İnat Evi, Saraybosna’da Avusturya-Macaristan döneminde belediye binası yapılmak istenirken sahibi tarafından inatla satılmayan bir evdir. Ev sahibi, evinin taşına kadar sökülüp Miljacka Nehri’nin karşı kıyısına aynen taşınması şartını koşar. Yetkililer bunu kabul eder ve ev yeniden inşa edilir. Bu yüzden İnat Evi, Boşnak kültüründe inat ve onurun simgesi olarak meşhurdur.

Sonrasında belediye binasıyla bir fotoğraf molası verip gezimizi tamamlıyoruz.

Başka neler mi yaptık? Boşnak mantıları, ıspanaklı, peynirli börekler, trileçeler, ve cevapi. Balkan lezzetlerini doyasıya tattık. Bir sonraki gezimizde görüşmek üzere.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *